Skip to main content

Girişimlerin dijital sahnesinde bugün; kişisel antrenmanlar yaratarak değer yaratan Kompanion var!

Girişimin Genel Bilgileri

Girişimin Adı: Kompanion
Kurucu Ortaklar: Ali Şenlen , Buğra Erakkuş , Erkmen Erakkuş
Girişimin Aşaması: Büyüme
İş Modeli: B2C Abonelik
Sektör Bilgisi: Sağlık, Zindelik ve Fitness
Konum:  İstanbul

Kompanion Ekibi

Kompanion‘ın hikayesi nedir?

Kompanion; alanında %60’lık pazar payına sahip olan maratonlar, motor sporları yarışları gibi kitlesel katılım etkinlikleri kayıt platformu Alivex’in Covid-19 pandemisi dolayısıyla iş modelinin zarara uğraması sonucu ortaya çıkmış bir spin-off girişimi. Sağlık ve fitness alanında yapay zekayla kişiselleştirilmiş içerikler sunan mobil uygulamalar geliştiriyoruz. Bugün geldiğimiz noktada 6 milyonun üzerinde kullanıcımız bulunuyor. İsrail ve Suudi Arabistan’da pazar lideri olmamızın yanında Japonya, Rusya, Meksika ve Brezilya gibi çeşitli ülkelerde de rekabette üst sıralarda yer alıyoruz.

Rekabet söz konusu olduğunda Kompanion‘ı nasıl farklılaştırıyorsunuz? 

Yeni bir iş kuruyorsanız rekabetle mücadelenin iki temel yolu var; ilki rekabetin olmadığı bir pazara ilk giren olmak, diğeriyse rakiplerinizden kat kat daha iyi bir değer önerisine sahip olmak. Rekabet bizim için ilk etapta farklılaşma noktası olmaktan öte bir mihenk taşı demek. Zira içinde bulunduğumuz spor ve zindelik pazarı çoğu göze rekabetin çok yoğun olduğu bir alan olarak gözüküyor. Bizse pazardaki rekabetin büyüklüğündense değer önerimizin rakiplerimizden kat ve kat daha yüksek olabilmesine odaklanıyoruz. Bunu sağlamanın tek yolunun da göreve soyunan şirketin organizasyonel manada çevik, alanında tutkulu ve öğrenmeyi çok iyi bilen bir yapıda olması gerekiyor. Kompanion’ı bugün bulunduğu noktaya getiren ve çok daha ileriye götürecek olan takım da bu niteliklerin her birine sahip. İşimizi tutkuyla yapıyor, fikirlerimizi bolca deniyor, yanılıyor ve pes etmeden yeniden deneyerek hedeflerimize ulaşıyoruz.

Başarılı bir şekilde ürünü pazara indirmenin yolları nelerdir?

Başarılı bir ürün yaratmanın tek yolu var ki o da pazarın ihtiyaçlarını bilmekten geçiyor. Bu bilginiz ürününüzü ilk defa kullanıcılarıyla buluşturduğunuzda büyük olasılıkla tamamen varsayımlardan oluşuyor. Bu varsayımların gerçeklerle paralel ilerlemesi mümkün olduğu gibi büyük olasılıkla bir kısmının gerçeklikten uzak veya ortaya koyduğunuz çözümün pazar tarafından kabul edilmeyeceği ise neredeyse kesin. Fakat, bu varsayımların yanlış çıkması bir ürünün başarısında engel değil. Ürünler ve takımların, ancak ve ancak pazarlarının beklentisine göre çevik bir şekilde, şekil değiştirerek başarıya ulaşabileceklerine inananlardanım. Bu yüzden bir ürünün mümkün olan en kısa sürede hedef kitlesiyle buluşturulması gerektiğine inanıyorum. Yeni bir ürün geliştirmeyi düşünen her girişimcinin öncelikle Eric Ries’in yazdığı “A Lean Startup” kitabı ve Melissa Perri’nin “Escaping the Build Trap” kitaplarını okumasının büyük katkısı olacaktır.

Hangi pazar ve coğrafyalarda yer alıyorsunuz ve açılmayı öngördüğünüz pazarlar nereler?

B2C ve tamamen dijital içerik odaklı iş yapmamızın bir avantajı olarak yeni pazarlara açılmak bizim için görece kolay bir süreç. Yukarıda biraz bahsetmiştim ancak kısaca toparlamak gerekirse bugün Arapça, İbranice, İspanyolca, Japonca, Portekizce, Rusça ve Türkçe’nin konuşulduğu her coğrafyada varız. Yakın zamanda bunlara yeni pazarlar eklemektense öncelikle yeni ürünlerimizle bu coğrafyalardaki varlığımızı kuvvetlendirerek İngilizce anadili olan ülkelere girişimizin öncesinde rekabet avantajı oluşturmak hedefindeyiz.

Kompanion‘ı kullanan kullanıcı/müşterilerin kazanımını nasıl yapıyorsunuz?

Bugün dijital dünyada tüketilebilir içerik enflasyonunun geldiği noktanın hepimiz farkındayız. Bu durum bizi ürünlerimizde davrandığımız gibi çevik bir yapıyla potansiyel kullanıcılarımızın bulunduğu ortamlarda değer önerimizi göstermeye zorluyor. Kimi mecralarda yaratıcı reklam içerikleri kimi mecralardaysa sade değer önerimizle yer alarak daimi bir şekilde ürünlerimizi kullanmak isteyecek yeni kullanıcılar arıyoruz. Örnek vermek gerekirse; yeni başladığımız bir kampanyada 200’ün üstünde Twitch yayıncısıyla çalışarak günlerinin çoğunu hareketsiz geçiren oyuncular ve oyun izleyicilerine “Kompanion’la Hareket Molası” adında bir işbirliği yaptık. Tüm yayıncılar, oyun aralarında bizim ücretsiz olarak sunduğumuz içeriklerle, yüz binlerce izleyicileriyle birlikte otuz saniyelik hareket molaları verdi ve sağlıklı kalmak için günlerine basit bir rutin eklemiş oldular. Bazen işimizi yaparken toplumun sağlığına yaptığımız faydayı hatırlamak da ayrı bir gurur veriyor!

Gelir kanallarınızı nasıl geliştiriyorsunuz?

Takımımızın her bir oyuncusu sürekli olarak yeni fikirler üretiyor. Bu fikirleri değerlendirirken attığımız taşın ürküttüğümüz kuşa değip değmeyeceğinin cevabını bularak başlıyoruz. Bunun yolu gelir kanalını oluştururken ne kadar efor harcayacağımız ve bu eforu başka bir odağa kanalize edersek mevcut gelir kanallarımızda daha büyük bir ilerleme kat edip etmeyeceğimize bakmaktan geçiyor. Bazen bunu önden kestirmek mümkün olmuyor. Olmadığında “yalın” öğretisine sadık kalarak küçük denemelerle istatistiki tahminler ortaya çıkarmaya çalışıyor ve bu tahminlemelerin olumlu sinyaller vermesi durumunda yeşil ışık yakıyoruz.

Ekibiniz şu an kaç kurucu ortak ve çalışandan oluşuyor? Bugün ve gelecekte hangi alanlarda, hangi yetenekleri, hangi yöntemle ekibe katmayı düşünüyorsunuz?  

Bugün geldiğimiz noktada en gurur duyduğumuz konulardan biri bu. Tam zamanlı olarak çalışan 3 kurucu ortak ve 12 kişilik tam zamanlı ekibimizin yanında Türkiye’nin ve dünyanın farklı noktalarında yaşayan 17 part-time içerik, ürün ve lokalizasyon partnerimizle birlikte Kompanion, toplamda 32 kişilik bir takım.
Türkiye’nin alanlarındaki en iyi amatör sporcu ve profesyonel yeteneklerini Kompanion’da bir araya getiriyoruz. Çoklu disiplinlerde işler yapabilecek, birden fazla sorunu çözebilecek yetenekte arkadaşlarımız var. Kişilerden bağımsız yapımızı kurabilmeyi de bu şekilde sağlıyoruz. Tüm takım arkadaşlarımız adeta bir isviçre çakısı gibi sorunların karşısında uzmanlıklarının dışına çıkıp farklı perspektiflerden çözümler üretebilmeye çalışıyorlar. Örneğin içerik ekibimizin başında Boğaziçi Üniversitesi ekonomi mezunu ve triatlon şampiyonu Sera Sayar var. Ürünlerimizi ise çok tecrübeli bir ürün yöneticisi ve evi en az onun kadar kupalarla dolu bir sporcu olan Kumsal Pınargözü yönetiyor. Tüm takımımız da Sera ve Kumsal gibi sağlık ve fitnessa tutku duyan, alanında dünyanın en iyisi olabilecek potansiyelde yeteneklerden oluşuyor.

Takım arkadaşlarımızın bireysel başarılarının yanında Kompanion’da yarattığımız kurumsal kültürün de bireylerin potansiyellerini ortaya çıkartmakta büyük bir desteği olduğuna inanıyoruz. Ekibimizin iş dışı alanlara vakit ayırmasını asla bir olumsuzluk veya vakit kaybı değil, yüzlerce sene ayakta kalmayı hedefleyen bir şirketin olmazsa olmazı olarak görüyor ve destekliyoruz. Onların başarıları tüm takımımıza büyük bir gurur olarak yansıyor. Öyle ki ekip üyelerimizin gazete ve dergilerde iş dışı başarılarıyla karşılaşmamız bizim için olağan bir duruma dönüştü.
Yaklaşık on yeni pozisyon için iş ilanlarımız şu an web sitemizde yayında. Bunlara bağlı kalmaksızın tecrübe bağımsız olarak öğrenmeyi öğrenebilmiş, üretken ve “Ben bu takımın bir parçası olmalıyım!” diyen tüm adaylarla keyifle görüşüyoruz.

Daha önce yatırım aldınız mı? Aldıysanız yatırım süreçlerine nasıl hazırlandınız ve bunu turunuzu nasıl yönettiniz? Yatırım sonrası ilişkilerinizi nasıl yönetiyorsunuz? (KPI, düzenli rapor paylaşımı vb.) 

Sonuncusu Mart 2020’de olmak üzere bugüne kadar dört melek yatırımcıdan toplam 350 bin dolar yatırım aldık. Ancak, bizim için yatırım asla bir amaç olmadı. Bunu şunun için söylüyorum; aslında yatırımcılarımızı ne kadar yatırım yapabilecekleri üzerinden değil, bu maddi fonlamanın yanında işimize nasıl katkı sağlayacaklarını hesap ederek hareket ettik. Bu sayede şanslıydık ki yaptığımız işi çok iyi anlayan ve büyük bir itici gücü beraberinde getiren yatırımcılarımız oldu. Bugün de çoğu önemli kararımızda görüşlerini alarak geminin dümenini kırılması gereken yöne korkusuzca kırabiliyoruz. Tüm gelişmelerimizi düzenli olarak raporlamanın yanı sıra her şeyden önemlisi problemlerimizi beraber ele alıyoruz. Covid-19 pandemisinin henüz en başları, Mart 2020’de, bir ay kadar hızlı bir sürede spin-off projemizi pazara sunabilmemizi sağlayan da yatırımcılarımızla olan bu iletişimimizdi.

Bir girişim yatırım almadan önce neleri hesaba katmalı? / Kendini nasıl hazırlamalı? 

İlk hesaba katılması gereken sorunun “Neden bu ekip?” olduğunu düşünüyorum. Bu sorunun cevabı çok çeşitli olabilir. Ancak, bu soruya cevap veremeyen kimsenin bırakın yatırım almayı, söz konusu alanda bir girişim ortaya koymaması gerektiğini inananlardanım.

Bulunduğunuz sektörün gelişimini ve büyümesini nasıl öngörüyorsunuz?

Sağlık ve fitness içinde bulunduğumuz çağın durmaksızın büyüyen nadir pazarlarından biri. Mobil uygulamalarsa her geçen gün hayatımızda tartışmasız bir şekilde daha fazla yer kaplıyor. İnsan ömrünün her geçen gün arttığı bir dünyada da aksi düşünülemez. Bağımsız araştırma şirketlerinin raporlarına göre mobil sağlık ve fitness pazarının 2028 yılına kadar 15 milyar doların üzerinde bir hacme sahip olacağı tahmin ediliyor. Birinci yılımızı doldurmadan global rekabette en büyük rakiplerimizin içeriklerimizi kopyaladığı bir noktaya geldiğimiz bugünden ileriye baktığımızda henüz bebek adımlarımızı attığımızı hatırlayarak geleceğe dair umutlarımız her geçen gün büyüyor.

Planladığınız bir ‘’exit’’ stratejiniz var mı? Kendinizi nerede görmek istiyorsunuz? 

Dünyada da dinamikleri yeni oluşan bir iş modeline sahibiz. Yolun sonunda çıkış potansiyeli olan birden fazla fırsat görüyoruz. Açıkçası şu an da aşağı yukarı ayda bir farklı firma ve fonlardan bu konuda görüşme teklifleri alıyoruz. Fakat, şu anki hedefimizde kişilerden bağımsız, yüksek verim ve karlı, sürekli ileriye gidebilen bir organizasyon kurabilmeye odaklanıyoruz. Bunu başardığımız gün sırtımızı arkamıza yaslayıp gururla “bunu biz yaptık” diyebileceğimiz günden önce değerlendireceğimiz her teklif vaktinden erken bir çıkış olacaktır.

Girişimciliğe başladığınız ilk gündeki kendinize bir tavsiye verecek olsanız bu ne olurdu? 

Girişimciliğe tam olarak hangi noktada başladığımı hatırlamıyorum. Kendimi bildim bileli bir şeyler üretmek içgüdüsüne ve farklı uğraşlara sahibim. Fakat, bunun adını koymakta çok uzun zaman kaybettim. İlk web sitelerimi yapıp sattığımda 11 yaşındaydım. Üniversitede hukuk eğitimi aldım. Okuldayken Selçuk Şirin hocanın seçmeli girişimcilik dersini, belki hocaya haksızlık etmiş olacağım ama, puan yükseltmek için aldığımı itiraf etmeliyim. O ders sonrası ise gerçek kimliğimi buldum ve bir hukukçu değil girişimci olduğumu idrak ettim. Bugün de başarılı bir pivot ve gurur duyduğum bu işi yaparken her zaman kendimin ve takımımın yeteneklerini iyi anlayıp en uygun rotayı seçmeye çalışıyorum. Dolayısıyla, bir girişimden çok bir insan olarak sadece kendime değil, herkese kendi yeteneklerini ve kimliğini keşfetmesi tavsiyesinde bulunurdum.

Girişimlere Erişim: Startup Borsa

Türkiye’nin önde gelen teknoloji girişimleri Startup Borsa’da girişim profili oluşturarak bilinirliğini arttırır. Girişimler, yatırımcılara erişebildiği gibi, yatırımcılar da diledikleri girişimlerden rapor talep edebilirler.